Komplikasyon Türleri ve Yönetimi Hakkında
Dolgu enjeksiyonu, son yıllarda yaygın olarak gerçekleştirilen bir medikal estetik prosedürdür. İşlem yapılma oranı artması ile beraber karşılaşılan komplikasyon oranı da artmaktadır. Bu noktada bilimsel ve güncel yaklaşımla sorunları ele almak gerekmektedir.
Dolgu komplikasyonlarını erken ve geç dönem komplikasyonlar şeklinde sınıflandırmak mümkündür.
Erken Dönem Komplikasyonları
- Enjeksiyon yerinde reaksiyon: Dolgu enjeksiyonunun en yaygın komplikasyonları, morarma, ödem, ağrı, eritem ve ekimoz gibi enjeksiyon yerindeki komplikasyonlardır. Bu yan etkiler geçicidir. Soğuk kompresler ve ağrı kesiciler işlemden sonra ağrı, şişlik ve ekimozu iyileştirmeye yardımcı olabilir. Kalıcı eritemde, topikal steroidlerin kısa süreli uygulanması gerekebilir.
- Enfeksiyonlar: Cilt bariyerinin bozulmasına bağlı enfeksiyon riski artabilir. Asepti uygulamalarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Dolgu kullanımıyla birlikte çok çeşitli bakteriyel, viral ve fungal enfeksiyonlar gözlemlenmiştir, çoğunlukla hijyenik önlemler eksik olduğunda gözlenmiştir. Enfeksiyona yönelik medikal tedavi ile sorun çözülebilmektedir.

- Hipersensivite: Dolgu maddeleri yabancı cisim granülomlarına ve aşırı duyarlılık reaksiyonlarına yol açabilir. Bu durum işlemden birkaç gün veya hatta enjeksiyondan yıllar sonra sertleşme, eritem ve nodüler şişlik olarak ortaya çıkar. Granülom tanısı histopatolojiktir ve bazı vakalarda biyopsi gerekir. Kısa sürede lokalize aşırı duyarlılık reaksiyonu veya ürtiker ve ateş olarak ortaya çıkan sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonunu görülebilir ve bu durumda kısa süreli oral kortikosteroidlere ihtiyaç duyabilir. Dolgu maddelerine karşı yabancı cisim granülomatöz reaksiyonları uzun bir süre sonra ortaya çıkabilir ve enjeksiyon bölgesinde sertleşmiş nodüler şişlikler şeklinde görülebilir ve bu durumda da intralezyonel kortikosteroid enjeksiyonlarına ihtiyaç duyabilir.
- Parastezi, dizestezi: Sinire doğrudan enjeksiyon veya dolgu malzemesinin siniri sıkıştırması sonucu geçici veya nadiren kalıcı olabilen disestezi, anestezi veya parestezi görülebilir. En sık etkilenen sinir infraorbital sinirdir, ancak nadiren marjinal mandibular sinir hasarı bildirilmiştir.
- Vasküler oklüzyon ve doku nekrozu: Dolgunun kan akışının engellenmesine neden olan yanlışlıkla damar içi enjeksiyonu nedeniyle oluşan dolgu kaynaklı doku nekrozu nadir görülen ancak ciddi bir komplikasyondur. Damar içi enjeksiyonun en erken ve hızlı, agresif bir şekilde tanınması, geri dönüşü olmayan hasarı önlemek için önemlidir. Damar içi enjeksiyonlar, arteriyel tıkanıklık vakalarında ani, şiddetli ağrı ve renk değişikliği, venöz enjeksiyon vakalarda ise bası etkisine bağlı daha az şiddetli ağrı şeklinde görülen oklüzif semptomlara göre tanımlanabilir. Genellikle supratroklear artere enjeksiyon yapılması nedeniyle glabellar bölgede görülür. Supratroklear artere, supraorbital, dorsal nazal arterlere damar içi enjeksiyon sonrası retina embolisi de nadir görülen bir komplikasyondur. Retinal arter tıkanıklığı vakalarında, kalıcı görme kaybını önlemek için en kısa sürede girişimsel radyoloji desteği ile tıkanıklığa müdahale etmek gerekmektedir. Asetazolamid, dilaltı nitrogliserin ve intravenöz mannitol infüzyonu da verilmelidir. Hyaluronik asit dolgusuyla ilişkili vakalarda, dolguyu eritmek için acil prosedür olarak hemen hyaluronidaz enjeksiyonu yapılmalıdır. Ancak hyaluronidaz yapılırken de bası etkisini arttırmaktan kaçınılmalıdır. Gerekirse kalın uçlu bir intraketle girilip dolgu mümkün olduğunca boşaltılıp sonra hyaluronidaz yapılmalıdır. İnternal karotid arterde dolgu embolisinin geriye doğru akışı nedeniyle oluşan serebral iskemik olay, nadir ancak hayatı tehdit eden başka bir diğer komplikasyondur. Genel olarak tedavi seçenekleri değerlendirildiğinde sıcak kompresler, bölgeye masaj yapılması ve vazodilatasyonu desteklemek için etkilenen bölgeye %2 nitrogliserin padler uygulanması yer alır. Hiperbarik oksijen tedavisi, sistemik steroidler, dolgu maddesinin ponksiyon yoluyla çıkarılması, düşük molekül ağırlıklı Heparin ve intravenöz prostaglandin, hyaluronidazın etkisiz olduğu vakalarda ve hızlı, etkili tedavide yeri vardır.

Geç Dönem Komplikasyonları
- Enfeksiyon: Enfeksiyon erken dönemde görüldüğü gibi geç dönemde de görülebilmektedir. Stafilokok ve streptokok enfeksiyonları apselere ve selülite yol açabilir ve bunlar geniş spektrumlu oral antibiyotik tedavisi gerektirir, abse durumunda da ayrıca drenaj gerekir. Mycobacterium chelonae ve Mycobacterium apse enfeksiyonları kontamine dolgular kullanıldıktan sonra da gösterilmiştir ve genellikle geç başlangıçlı enfeksiyonlar olarak gözlenmiştir.
- Mikobakteriyal biofilm: Dolgu uygulamaları sonrası biyofilm oluşumu da gösterilmiştir ve selülit, nodüller, apseler veya granülomatöz iltihaplanma gibi çeşitli yan etkilere yol açabilir ve bunlar dermal dolgu enjeksiyonlarından yıllar sonra bile ortaya çıkabilir. PCR’yi beklerken şüpheli biyofilm vakalarında iki veya üç antibiyotikle ampirik antibiyotik tedavisi önerilir. Biyofilmin yönetimi için bir diğer tedavi seçeneği, lezyona enjekte edilen 5-florourasil ile düşük dozda triamsinolondur.
- Kalıcı renk değişikliği: Çok yüzeysel dolgu enjeksiyonu, Tyndall fenomeni olarak bilinen mavimsi bir renk değişikliğine yol açabilir ve bazen de enjeksiyon sırasında intradermal kanama nedeniyle hemosiderin birikiminden kaynaklanır. Tedavi edilmezse uzun süre devam edebilir. Hyaluronik asitli dolgu kullanılmışsa, bu renk bozulması için tercih edilen tedavi seçeneği hyaluronidaz enjeksiyonudur.
- Malar ödem: Dolgu maddelerinin, lenfatikler üzerindeki doğrudan basınç veya lenfatik drenajı engelleyerek bu tip ödeme neden olabilir. Malar ödemi, genellikle uzun süreli olduğu için ve soğuk kompres, baş yükseltme, lenfatik drenaj, manuel kompresyon ve oral steroid tedavisi gibi tedavi yöntemlerine zayıf yanıt verdiği için yönetilmesi zor bir komplikasyondur.





